BÜYÜK TARİH

Tarih Bilimi diyor ki;

BAŞLANGIÇ

Bir patlama oldu… Milyarlarca yıl önceydi… Dünyanın başlangıcı sayıldı.

O zamandan ta ki M.Ö.1000. yıla kadar neler oldu?

Toz bulutu kapladı. Ardından dağıldı.

Çok fazla ısındı ve yine çok fazla soğudu.

Önce ağır elementler ardından hafif elementler ortaya çıktı.

Yağmur yağdı. Ağaç büyüdü. Kurudu. Öldü ve tekrar yeşerdi.

Karanlık çağların en fantastik canlıları Dinozorlar ve kuşlar ortaya çıktı.

Yaşam savaşı başladı.

Bir patlama daha oldu…

Gizemli evrenin en sıra dışı gezegeninin bir parçası olduğu düşünülen o koca cüsseli yaratıklar ortadan kayboldu.

Tarih duracak sanıldığı anda insanlık belirdi.

İnsanlar arasında farklılıklar meydana geldi.

Savaş merkezli, kabileler arası baskınlar başladı.

Din merkezli, avcı-toplayıcı sınıflar ortaya çıktı.

Nüfus artışıyla Tanrılara kurban verilmeye başlanıldı.

Sınıf farklılıkları, güç dengesizliği, savaşlar ve kadın temalı bir Sümer Uygarlığı doğdu.

Kendilerine Politeizm adında bir din meydana getirdiler ve şirk koşmaya başladılar.

Devamında Büyük Tufan Efsanesi yazıldı.

Ardından Kral Sargon’la birlikte Büyük Asur İmparatorluğu kuruldu.

Babil ve gerilerinden sadece efsaneleri geldi.

Hammurabi doğdu.

Nüfus, Mezopotamya’dan Mısır’a kaymaya başladı.

İbrani kavmi ve etrafındaki sınır komşularıyla yaşadıkları savaşlar konuşuldu.

Davud döneminden önce İbrani ideolojisi irdelendi.

Kuzey Afrika’da tarım kültürü gelişmeye başladı.

Nil nehri boyunca tarım ve enerji politikaları geliştirildi.

Haklarında çok fazla bilgiye sahip olamadan ve kendilerini iyi tanıyamadan Mohenjo-daro ve Harappa diye adlandırılan iki kadim uygarlık yaşadı ve kayboldu.

Ari ırkı adından söz ettirmeye başladı.

Arilerle birlikte Hinduizm meydana geldi.

Uzak doğu topraklarında Shang ve Zhou hanedanları ve imparatorlukları kuruldu.

Avrupa ve Yunanistan’da medeniyet karanlık çağıyla başladı.

Göçler moda oldu. Güneydoğu Asya platoları ve Okyanusya çok rağbet alan merkezler haline geldi.

Amerika kıtasında ise tarım ve Tanrı’ya kurban verme işlemleri kendisini geliştirdi.

Bunların haricinde cevabının bilinmediği bir sürü nice olaylar silsilesi meydana geldi.

Örnek vermek gerekirse ki gerekir;

Mu kavmi, yaşadıkları kıta ile beraber bir gecede yok oldu.

Ona keza Atlantis kıtası ve sakinleri de Mu kavmiyle aynı kaderi paylaştı.

Fakat son anda o büyük felaketten kurtulmayı başaran bir topluluk kendini son anda sağlam karaya atabildi.

Bilgilerini, kültürlerini ve daha bildikleri ne varsa her şeyi ile birlikte kaybolan bir medeniyetin Mu’nun devamını süre getirdiler.

Yaşadıkları yere, hala ne amaçla ve nasıl bir teknoloji ile inşa edildiğini bilmediğimiz, üzerine bir sürü teoriz ürettiğimiz, ulaşılan en küçük bir ipucunun bile günümüz insanını hayrete düşürebilecek niteliğe sahip iki devası piramiti ve Sfenksi inşaat ettiler.

Ve Tarih Bilimi onlara Mısır halkı, Mısır Uygarlığı dedi.

Ayrıca, yine bilineni bile insanı hayrete düşüren fakat bildiklerimiz bilemediklerimizin yarısı bile olmayan bir peygamber yaşadı dünya üzerinde. Onun adı Hz. Süleyman’dı. Tabiri caizse Kral Süleyman… Tarih Bilimi’nin bu konuda fazla bir bilgisi olmadığı için bu zaat-ı muhteremi ve sıra dışı yaşam öyküsünü İslam İlmi’nin sonsuz bilgi ufkunun derinliklerinde arayıp bulacağız.

SAVAŞ, GÜÇ VE HAYATTA KALMA

Hindistan İmparatorluğunun yükselişi ve peşinden gelen kaosla birlikte Maurya ve Gupta İmparatorluklarının yıkılışı peşi sıra geldi.

Antik Çin’de, Zhou Hanedanlığının Liu Song Hanedanlığına karşı monarşi ve isyanı baş gösterdi.

Orta Doğuda kültürel farklılık ve zenginlik patlaması yaşandı ve M.Ö.400 yıllarında İsrail, Yahuda, Asurlular, Persler ve Yahudiliğin yükselişi izlenildi.

Atina diye bir şehir merkezinde Yunanlılar, demokrasi ve kölelik ilkelerini iyiden iyiye Avrupa’ya empoze etmeyi başardı. Atina’nın ve Sparta’nın gaddarlığı ve kölelik sistemi güçsüze kan ağlattı.

Orta Doğudan, Avrupa’nın yolunu tutan Pers İmparatorluğu, Atina’ya ve Sparta’ya savaş açtı. Atina’nın demokrasisinde, Sparta’nın da gücünde çatlaklar meydana geldi ve Sparta 300 cengaverini şehit verdi.

Sonra Yunanistan, analar ne evlatlar doğuruyor dedirtircesine Büyük İskender’i dünya getirdi ve Pers İmparatorluğunun üzerine saldı. Büyük İskender üzerinden geçtiği her toprağı aldı ama durmadı. Aldığı topraktan tekrar geçmeyince, o toprak üzerinde yaşayanlar tarafından adı tarih oldu. Son durağı Hindistan oldu. Bir filin altında kalarak feci şekilde can verdi.

Yahudiler, devrim kisvesi adı altında şirk koştu, gözü doymadı, ruhları uslanmadı ve lanetleriyle bir başına kaldı.

Akdeniz’de bir ılık rüzgar esti. Peşinden Roma İmparatorluğunu getirdi.

Roma İmparatorluğu Akdeniz’de en güçlü egemen toplum oldu.

Sivil savaşları çok konuşuldu.

Tahta Augustus Cesar geçti ve Büyük Konstantin’e kadar refah içinde yaşayan bir topluluk haline geldi.

Her yükselişinde bir düşüşü olacağından Roma İmparatorluğu da dağıldı.

devam edecek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s